22 Nisan 2011 Cuma

Atatürk'ü eleştirmek, Atatürk düşmanlığı değildir.

Lakin bir eleştirmek vardır , birde eleştirmek. 
İkisininde telefuzu aynıdır fakat üslubu farklıdır. Biz bir ideolojiyi yükseltirken diğer bir ideolojiyi yerle yeksan ediyorsak. O bizim çok bildiğimizden değil ''çok bilmişliğimdendir''

Atatürk'ün hayatını analiz ettiğinde hata ve kusurlarını sayabilirsin ama sonuçta başardıklarına da saygı duyarsın. Fakat şu ortamda atatürkçüyüm ben diye geçinip her önüne gelene küfreden, ülkeyi yalnızca kendisinin sayan, durmadan diğer insanları aşağılayan, kendisiyle farklı fikirde olan herkesi ''vatan haini'' ilan eden cahil cühela kesimi ile uğraşmaktan bazen kantarın topuzu kaçıyor gerçekten. 

Atatürkte en nihayetinde bir insandı.
Asker kişiliğini, devlet adamlığını bi başka kefeye koyup ele alalım.
"Hata yapmayan insan" profili sadece masallarda, mitoslarda bir de din kitaplarında mevcuttur.Zaten çoğu kişi başta din olamk üzere hepsinin canını çıkararak inceleriz.
Şimdi Atatürk´ü en başta insan olarak algılayıp, taktir edebildiğimiz kadar eleştirebilmeliyiz de.

En basitinden bir örnekle başlamalıyım bu işe;
İlk okuldayken öğrendiğim ilk şey alfabe ve Atatürk oldu.
Her sabah çatık kaşlı, keskin yüz hatları olan soğuk bir heykelin önünde bana ezberletilen andı söylerken ben Atatürk'ün bir insan olduğunun bile farkında değildim.

İlk okulda öğretmenimiz ödevimiziyapmadığımızda kafamıza vura vura yaptırıyordu, kocaman da bir yüzüğü vardı. Yüzüğünün üzerinde de yine Atatürk.

Bizlere öğrettikleri ezberlettikleri onca şeyin içinde Atatürkün her şeyden önce bir insan olduğunu hiç öğretmediler.
Yedi yaşındayken sözlerinin yüzde sekseni Farsça ve Arapça olan dolayısıyla anlamadığımız bir hitabeyi (bkz:Gençliğe Hitabe) ezberlemek zorunda kalırsak ve ezberleyemediğimiz de ise ''Nasıl ezberlemedin lan! Atatürk söylemiş bunları!'' diye dayak yiyorsak burada ciddi bir sorun vardır.

Bu ülkede ''Atatürkçüyüm, Kemalistim'' diye gezerek saçma sapan şeyler yapan okadar insan var ki ve bazen onların tavırları o kadar iç bayıyorlar ki onlara karşı tiksintiden Atatürk de payını alıyor.

Ben ise bu düzende ve ''doğuştan Kemalist'' insanların içinde ne zaman ''ama Atatürkte bir insandı onun da hataları vardı'' diye söze başlasam ''Atatürk düşmanlığı ile itham ediliyorum.

Bakın aklı kıt, zekası tekleyenler için  için tekrar yazıyorum: 

Kemalist düzeni ve Atatürk'ü eleştirenlerin ufak bir kısmı ondan nefret ediyor. Nefret edilen taşkafalı kemalistlerdir. Hedefi şaşırtmayın.


            12.03.2011

8 Nisan 2011 Cuma

Bir Şimal Akşamında.

Kafa yapıyordun bende, afyonum sendin. 
Acılarımı kessin diye kullanmıştım oysa seni. Bir harpten daha yeni çıkmıştım, yaralarım vardı. 
O yaraları dindir diye kullanmıştım. Bağımlılık yaptın işte!
Oysa çok iyi bilirdim o kahpe Amerikanın tarihini. 
Nasıl da hatırlayamadım ''tarih tekerrürdür'' sözünü.
Tekerrür ediyordun bende, yaralarımda senin yanında laf-ı güzaf!

Sonra ''olmadı'' dedin.
Evet olmazdı zaten. En basiti bizde ''domuz eti'' haramdı!
Zaten düşlerimde ki adamı düşlerken en keskin yamaçtan düşmüştüm.
Şimdi her kelamım kelepçe bileklerine!
Her satırım kıvrılan bir yılan gibi sokmak istiyor yüreğini!
Karşımdaki o kusursuz ''sen'' beli hançerli  İsaya dönüşüyorsun.
İsminin baş harfi sivriliyor satırlarımdan, kanatıyor kalem tutan sağ elimi.
Kızıl damlalar bırakıyorum bembeyaz sayfama.

Kanlı dudaklarının izi var hala boynumda, dudaklarımda!
Ve her şimal akşamında ismin lanetliyor o yaraları ruh-i mücerret gibi fışkırıyor tüm kızıllığıyla!
Ama;
Şimdi seniin haricinde ne vücud, ne de senden sonra biri mevcud.
Senden sonra kainat olmadı ki bende baki.
Bir sendin bende daimi.

Fakat;
Bende Turu Sinada yalnız gezen Musa gibiyim
Tevratımı okuyan çok!
Bana tapan çok!



/


27.01.2011 23.49