Kayıtlar

Nisan, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Şimal Akşamında.

Kafa yapıyordun bende, afyonum sendin.  Acılarımı kessin diye kullanmıştım oysa seni. Bir harpten daha yeni çıkmıştım, yaralarım vardı.  O yaraları dindir diye kullanmıştım. Bağımlılık yaptın işte! Oysa çok iyi bilirdim o kahpe Amerikanın tarihini.  Nasıl da hatırlayamadım ''tarih tekerrürdür'' sözünü. Tekerrür ediyordun bende, yaralarımda senin yanında laf-ı güzaf!
Sonra ''olmadı'' dedin. Evet olmazdı zaten. En basiti bizde ''domuz eti'' haramdı! Zaten düşlerimde ki adamı düşlerken en keskin yamaçtan düşmüştüm. Şimdi her kelamım kelepçe bileklerine! Her satırım kıvrılan bir yılan gibi sokmak istiyor yüreğini! Karşımdaki o kusursuz ''sen'' beli hançerli  İsaya dönüşüyorsun. İsminin baş harfi sivriliyor satırlarımdan, kanatıyor kalem tutan sağ elimi. Kızıl damlalar bırakıyorum bembeyaz sayfama.
Kanlı dudaklarının izi var hala boynumda, dudaklarımda! Ve her şimal akşamında ismin lanetliyor o yaraları ruh-i mücerret gibi fışkırıyor tüm kız…