Bir Şimal Akşamında.

Kafa yapıyordun bende, afyonum sendin. 
Acılarımı kessin diye kullanmıştım oysa seni. Bir harpten daha yeni çıkmıştım, yaralarım vardı. 
O yaraları dindir diye kullanmıştım. Bağımlılık yaptın işte!
Oysa çok iyi bilirdim o kahpe Amerikanın tarihini. 
Nasıl da hatırlayamadım ''tarih tekerrürdür'' sözünü.
Tekerrür ediyordun bende, yaralarımda senin yanında laf-ı güzaf!

Sonra ''olmadı'' dedin.
Evet olmazdı zaten. En basiti bizde ''domuz eti'' haramdı!
Zaten düşlerimde ki adamı düşlerken en keskin yamaçtan düşmüştüm.
Şimdi her kelamım kelepçe bileklerine!
Her satırım kıvrılan bir yılan gibi sokmak istiyor yüreğini!
Karşımdaki o kusursuz ''sen'' beli hançerli  İsaya dönüşüyorsun.
İsminin baş harfi sivriliyor satırlarımdan, kanatıyor kalem tutan sağ elimi.
Kızıl damlalar bırakıyorum bembeyaz sayfama.

Kanlı dudaklarının izi var hala boynumda, dudaklarımda!
Ve her şimal akşamında ismin lanetliyor o yaraları ruh-i mücerret gibi fışkırıyor tüm kızıllığıyla!
Ama;
Şimdi seniin haricinde ne vücud, ne de senden sonra biri mevcud.
Senden sonra kainat olmadı ki bende baki.
Bir sendin bende daimi.

Fakat;
Bende Turu Sinada yalnız gezen Musa gibiyim
Tevratımı okuyan çok!
Bana tapan çok!



/


27.01.2011 23.49

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bülent Gardiyanoğlu'nun: "Farkındalık ve Mucizeler" Seminerinden...

Elma Kokulu Katliam - 16Mart1988 (Halepçe Katliamı)

Akdenizde Bir Ada: Kuzey Kıbrıs