31 Ekim 2012 Çarşamba

Kim(?)lik


Ömrü hayatım boyunca "Türk" olduğum söylendi. Ama ben on beşime kadar, Türk kalabildim. Sonra babamdan ve annemden farklı şeyler söylemeye, farklı kitaplar okumaya başladım. Sonra babam dedi ki;


"Sen prematüre doğdun. Yedi aylık doğduğun için tüm kanın yenilendi. Kesin sana kan veren kişi Kürt'tü. Kürt kanı var sende, Kürt! İsyan damarlarında!"


Ama hayır! Ben buna da karşıydım. Damarlarım her insanda olduğu gibi yeterli miktarda plazma, alyuvar ve akyuvardan oluşmaktaydı. Yani ekstra delilik, türklük, kürtlük efendime söyliyim asillik falan geçmesi gerekmiyordu. Bu saydıklarımın hepsi damarda değil, yürekte olmalıydı. Ve çok az kişi vardı kavgasını da sevdası gibi yüreğinde taşıyabilen...


Dediğim gibi onbeşime kadar Türk, onbeşimden sonra "kanı değiştiği için anarşik(!) olan" diye nitelendirildim. Önce "isyancı" dediler, perçinlendim. Sonra "anarşist" dediler bileylendim. Onlar bişeyler dedikleri sıra sivrildim. Ama sivrildikçe körelmedim. "Sahî" dedim. "Ben neyim ve neresindeyim bu hayatın? Neden kanımın 'neden' aktığı değil, 'ne için' aktığıyla ilgileniyor insanlar? Neden güce muhtacım ve neden o kudret anca damarlarımdaki "asil" olduğu söylenen kanda mevcut?"


Sordukça öteki oldum, sordukça biryerlere sığamadım. Amcama sordum "Türksün" dedi, Dayıma sordum "Yörüksün." Ve en son nineme sordum. "Asil olan insandır" dedi. Yıllar sonra kimlik arayışlarıma devam ederken Kutadgu Bilig'de şu söze rastladım. "Ey asil insan! İnsanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et."


Evet... Ben insandım. Bizim gibi vücudu üç bölüm olan bir hamamböceğinden farklıydım! Kafasız sekiz gün yaşayan hamamböceğine karşı, kafasız bir saniye bile yaşayamayan bir insandım! Ve kanımla, dilimle, rengimle, yaşadığım coğrafyamla değil yalnızca kafamla-kafamın içindekilerle vardım.


Ve yaklaşık beş yıl sonra aldım "ben Türksem, bu ağzından salyalar akıtarak kana tapanlar kim? Eğer onlar Türkse, ben niye Türk'üm?" sorusunun cevabını. Evet. Ben "kıblem insan" diyen bir Nineye sahiptim. Benim dedelerim "Demirci Kawa"ya selam gönderen ve sonra ötekilenen "Demirci Mehmet Efe" gillerdi. Evet, ben "vücudum üç parça, âlem ise üç kademe" diyip toprağa, suya ve göklere hürmet eden Şaman'lardandım. Dedeleri yörüyüp giden ve hatta "o güzel atlara binip giden" Yörüklerden olan...

                                                          * * *

                                                                                                    Marbling