Bülent Gardiyanoğlu'nun: "Farkındalık ve Mucizeler" Seminerinden...


Yaklaşık bir yıldır, arayış içersindeyim. "Ben kimim?"le başlayıp, "evren'e, kainat'a, yaratıcıya, bütün'e" doğru giden bir yolculuğa çıktım. Elbetteki kutsal bir ışığın beni çağırmasıyla değil, yeryüzü rehberlerim sayesinde oldu bu. Üniversite birinci sınıfta tanıştığım can arkadaşım Berkin ve annesi Gonce Teyzem sayesinde... Önce arkadaşımın annesiydi, daha sonra "teyze" demeye başladım, bu kelimenin içini doldurarak "kontenjandan yeğen" olmak isteyerek "teyze" demeye koyuldum ve şimdi de hem teyzem, hem de reiki master'ım-hocam... İyi ki var ki bugün benim mükemmel bir tecrübeye adım atmama vesile oldu.

Reiki'ye merak salmıştım. Ama bir türlü ilk adım enerjimi; Usui Reiki 1 enerjisini almam nasip olmadı. Hocam hep "ne zaman hazır hissedersen o zaman başlayacağız" derdi. Ben de tezcanlılığımdan olsa gerek ne zaman o öyle söylese, "ben hep hazırım, siz ne zaman isterseniz" derdim. Ama aklımda hep "önce bilinçaltımı temizlemeliyim" diye geçirirdim. Sanırım artık tamamen, tüm benliğimle ilk adım uyumlamama hazırım!

Geçen hafta, bana bir süprizleri olduğunu söylemişlerdi. Bu çarşamba için sözleştik ve beni Kuantum Düşünce Tekniği Uzmanı Bülent Gardiyanoğlu gibi bir hoca'nın Farkındalıklar ve Mucizeler seminerine götürdüler. Bostancı'ya... Henüz eve daha yeni geldim, saat 02.21. Aşırı yorgun olmama rağmen bir elimde seminerden kalma notlarım, aynı heyecanı taşırken üzerinden zaman geçirmeden semineri ve hissettiklerimi yazmak istedim.

Bülent Gardiyanoğlu Kıbrıs'lı bir adam, konuşmasına o Kıbrıs şivesinin samimiyeti de eklenince 5 saatlik seminer su gibi akıp geçti. 5 saat boyunca bir kere ara vermesine rağmen enerjisini hiç düşürmeden bizi yeniliklere ve güzelliklere sürükledi. Yaklasık 200-250 kişiyle 3 tane meditasyon yaptık;

-Çocukluğumuzu affetmek,
-Atalarımızdan gelen karmik bağlantıyı kesmek,
-Yemin iptal etmek.

İlk meditasyonum olduğu için, çocukluğumu affetmekte biraz zorlandım. Acemiliğimin yanına, çocukluğumla ilgili pek sorunlarım olmadığını düşünmem dolayısıyla da bu meditasyona kendimi pek fazla veremedim. Önce nefes çalışmasıyla başladık. "Derin nefes al ve nefes ver."

"Bir deniz kenarında yürümeye başladığını hayal et." dedi Gardiyanoğlu. Fakat yok.. Gözlerim kapalı. Hayal gücümde hiç bir yaşam belirtisi yok. "Kumların üzerinde yavaşca yürü ve ayaklarının altında kumların yumuşaklığını hisset" dedi... Gözümün önünde sadece mor bir ışık huzmesi... Hayal edemiyorum, imgeye nazaran tek bir kıpırtı yok. "Biraz ileride küçük bir çocuk var, ona yaklaş. Bu çocuk senin çocukluğun. Yıllardır unuttuğun küçük çocuk karşında. Onunla konuş ve ona "seni özledim" de. "Seni unuttum, beni affet. Bundan sonra senin yanındayım. Beni affet" de" diyor hoca. Kelimeleri tekrarlıyorum içimden ve yavaş yavaş bir şeyler canlandırabiliyorum ama hala kendimi tam verebilmiş değilim. Daha sonra ellerimizi ovuşturmamızı ve ısınınca sağ elimizi sol omuzumuza, sol elimizi sağ omuzumuza götürmemizi istedi. Kollarımız çapraz bir şekilde kendimize sarılmış olduk ve içimizdeki çocuğa sarıldığımızı düşünüp defalarca o çocuktan özür diledik, onu affettik ve ona onu sevdiğimizi söyledik. Gözlerimizi açtıktan sonra ayağa kalkmamızı istedi Gardiyanoğlu. Kalktık. Gözlerimizi tekrar kapatıp, içimize dönüp "çocukluğum beni affettin mi?" diye sorduk. Affettiyse ileriye, affetmediyse geriye doğru sallanacaktık. Gözlerimi kapatıp sorunca, önce başım dönüyor sanıp afalladım.Gözümü açtım kapadım korkuyla, tekrar sordum ve tekrar hareket ettim... Öne doğru gittiğimi hissediyordum ve gerçekten de gidiyordum. AFFEDİLDİM! diye sevinerek yerime oturdum. Yapamadığımı sanmıştım ama çocukluğuma gidip çocukluğumdan af dilemiştim ve kabul etmişti. Bu meditasyonu yazıp gururla bir tik koydum not defterime.

Atalarımızdan gelen karmik bağları kesme meditasyonuna sıra gelince "ağzımızdan çıkan her söz kontrattır." dedi hoca. Çok etkilendiğim bir hikaye anlattı. Bir kadın varmış, bir gün Bülent Gardiyanoğlundan randevu alıp yanına gitmiş ve dert yanmış. "Ah bu oğlum" demiş. Bir kadınla evlendi, gelinim çok kötü bir kadın... Gardiyanoğlu da, kötü ne demek diye zorlayınca kadın, "kötü kadın işte anlasanıza" demiş. "Neden böyle düşünüyorsunuz, kötü kadın ne demek?" diye diretmeye devam edince kadın sinirlenivermiş "aman işte, bir sürü adamla birlikte olmuş zamanında" demiş. Hoca da, "onun gözünden kendinize baktınız mı hiç, siz de bir adamla bütün ömrünüzü heba ettiniz o zaman?" diye kinayeyle lafı gediğine oturtmuş. Kadın zamanında çocukları çok küçükken onlara "evlenince mutlu olun da varsın çirkin olsun kadın" demiş. Ve bu karmik bağ tam da söylediği gibi olmuş. Çirkinlik illaki bedensel değildir. "Bak" demiş hoca. "Sen yapmışsın evladını bu halde belki oğlunun gözünde çok güzel birisidir o" demiş. "Evet, güzel olmaz mı allah var Rus kız çok güzel ama içi kötü işte" demiş. "Beni de zaten o böyle hasta etti. 'Sen bu kadını boşamazsan beni kanserden öldüreceksin' demiştim ona" demiş ve ağlamaya başlamış. Kadın meme kanseriymiş ve geçen sene hayatını kaybetmiş... Ağzımızdan çıkan kelimeler çok sakıncalı olabilir. Evren adeta bir mıknatıs edasıyla herşeyi çeker alır... Bir hikayesini daha buraya aktarmak istiyorum. Amerikada bir yaşam koçu arkadaşı varmış. Beyonce'un da yaşam koçuymuş. Adamın anlattığını aynen iletti bize Bülent Gardiyanoğlu bende buraya aynen öyle yazıyorum;
"Ben E serisi BMW'lere bayılıyorum. Üstü cam, bembeyaz bir BMW posteri aldım astım duvarıma. Her gün ona bakıp imgeleme yapıyordum. Onun otoparkta durduğunu imgeliyordum. Aylar sonra o araba o otaparkta vardı... Ama komşumun arabası olarak..." Evet, imgeleme iyi de olsa tam kodlanmayınca olur fakat evren böyle ikilemde kalır ve tam adrese teslim yapmaz. "O yüzden" diyor Gardiyanoğlu. "İmgeleme yaparken, bir ev diliyorsanız o evin tapusunda adınızın yazdığına kadar imgeleyin."

Arkalardan bir yerlerden "parayı kendimize nasıl çekeceğiz?" sorusu gelince, hoca "alırken sevdiğimiz parayı, verirken de sevgiyle verin. Para döngüdür ve akışkadır. Paranın sahibi değil, sadece kuryesiyiz. Ayrıca parayı zor günler için de biriktirmeyi. Hep iyilik, güzellik, tatiller, eğlenceler için biriktirmeye niyet edin. Zor günler için biriktirirseniz evren size o parayı harcayabilmek için zorluk getirir. Paranızı sevgi için de biriktirin..." dedi.

Yemin bozma meditasyonuna yine derin nefes alıp vermeyle başladık. "Gökyüzünü düşünün. Gökyüzünde özgürce kuşan bir kuşsunuz. En sevdiğiniz kuşu düşünün" diyince aklıma derhal Anka kuşu geldi. Ve kıpkırmızılığıyla kuşu hayal ettim. Masmavi bulutlarda kıp kırmızı bir kuştum! "Özgürce uçuyorsunuz, kanat çırpıyorsunuz, daha yükseklere..." dedi. "En sevdiklerinizi düşünün, geleceği... Sevdiğiniz insanlar yanınızda." diyince bir ev hayal ettim. Bahçesinde dikdörtgen uzunca bir masa var... Masanın başında babam, annem ve kız kardeşim... Buraya kadar herşey normal fakat bundan sonraki hayalim kendi akışında devam etti ve dizginleri kaptırdım. Birden o masaya iki çocuk eklendi. Biri benim kucağımda. Annemleri yaşlandırdım, kız kardeşimi büyüttüm. Yanıma eşimi oturttum... Çok net zıhnımde canlandırdığım bu sahne, arada bir kayboluyordu. Ve kaybetme korkum devreye giriyordu. Babamı kaybetme korkum... Hemen "iptal, sevgi, geri kayıt" diye toparlayıp babama sarıldığımı hayal ediyordum... Bir süre bununla boğuştum. Sonra herkesin el ele tutuşmasını istedi. Bir yanımda Berkin'in erkek kardeşi Barkın, bir yanımda da Berkin oturuyordu. Tuttum ellerini. Sıkı sıkı. Tüm geçmişten gelen hatırladığım, hatırlamadığım yeminlerimi iptal ettim. Ve bunu çok derin hissettim. Sonra, ellerimizi birbirine sürtüp ısınınca yüzümüze götürmemizi istedi. Ellerimi yanaklarıma koydum. "Bu, sizin en çok özlediğiniz kişinin elleri olduğunu düşünün" dedi. Afalladım. Aklıma önce eski hastalıklı aşkım geldi. "Ona 'seni özledim' diyin" dediği an o kişiyi kafamdan atmaya çalıştım. Hemen yerine yeni hoşlandığım kişiyi koydum. Onu düşününce bile derin hayallere girebiliyordum. Yüzümdeki sanki onun elleriydi ve ben ona "seni özledim" diyordum. Bir süre akışta kalıp bunu yaptım. Ara ara aklıma eski hoşlandığım adam geldi ve ekarte edip onu sadece "seni bağışlıyorum, seni serbest bırakıyorum, her neredeysen mutlu olmanı istiyorum ve çünkü ben olduğum yerde mutluyum" kısmına dahil ettim. Bu meditasyonun sonunda hem babamın ben henüz ortaokuldayken bana yarattığı bir karmayı temizledim. Hem farkında olmadan ettiğim yeminleri temizledim. Hem de eski dostlarımdan özür dileyip, eski aşklarımı serbest bıraktım ve oldukları yerde mutlu olmalarını seçtim...

Gardiyanoğlu, "hayatınızda bir ilişki istiyorsanız yüklerinizi bırakın, arının" demişti. Ben arındım... Yüklerim artık yok. Önce kendimi, sonra herkesi affettim. Her şeyi kabule geçtim ve olduğu gibi kabullendim. Atalarımdan gelen karmalarımı temizledim. Çocukluğumla barıştım! Yani, hem hayata gelmeden önceye gidip atalarımın bana yarattığı karmayı temizledim, hem çocukluğuma gelip çocukluğumla barıştım, hem de geleceğimizi etkiliyor olan yeminlerimi temizledim... Arınmak buydu işte!

Saat de 3:23 oldu. Yarın okul da var, ama bende müthiş bir dinçlik ve enerji de var. Hala o anki heyecanı içimde taşıyorum.
Önce beni yıllar sonra gerçek dost, kardeş parçam Berkin'le ve Teyzem, Masterım, Hocam Gonca Birtekcan'la tanıştıran yaratıcıya, daha sonra onların sayesinde gidebildiğim Farkındalık ve Mucizeler Semineri'nin hoca'sı Bülent Gardiyanoğlu'na ve son olarak özüme bunu deneyimlediği/kabul ettiği için çok teşekkür ediyorum...

Sevgiyle.

Yorumlar

ozge dedi ki…
aninizi ilgiyle okudum biz de7/12/13 antalya hayata yeniden baslama kampinda idik .
asagi yukari ayni meditasyo,lari yaptik ama benim bir derdim var imgeleme gibi .bir turlu imgeleme yapamiyorum sadece bir meditasyonda (ismini unuttum) ailemizden vedalasmak veya konusamadiklarimizi konusmak icin geriye donusumuzde ben hic ailemi goruntuleyemiyorum sadece sol ust koseden nur gibi beyaz isik goruyorum o kadar bu benim icin aciklanmasi zor bir goruntu ve hala arayis icindeyim .sizin bu seminerdeki guzel ve detayli anlatiminizi okuyunca bende paylasmak ve sormak istedim belki sizin bir bildiginiz vardir diye ama cvp bulamazsam eger 7si ile 12 haziran arasindaki bruxel kampina dagidecegim ogune kadar beni tatmin eden yanit bulamazsam bulent beye soracagim
Marbling dedi ki…
Merhaba Ozge! Bu konuyla ilgili ben de bir cok soru aldim takipcilerimden. Antalya kampinda benim Reiki Master'i hocam Gonca Birtekcan da vardi.Belki tanismissinizdir, umarim tanismissindir cunku sana en guzel cevabi diger takipcilerime de verdigi gibi hocam veriri:) Eger tanismadiysan sana admini olduğum twitter adresini veriyim; www.twitter.com/GoncaBirtekcan

Internet sitesi ise; www.reikiisikiscileri.com

Tekrar gorusup ve konusalim bu konu hakkinda. ısıkla ve sevgiyle kal!

Marbling.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elma Kokulu Katliam - 16Mart1988 (Halepçe Katliamı)

Akdenizde Bir Ada: Kuzey Kıbrıs