28 Temmuz 2013 Pazar

Hurdalıktan İç Döküntüleri

PAZAR, TEMMUZ 28, 2013 / #2


Aklımda bir şarkı vardı. Yanımda deri kaplı kırmızı bir kitap.

Şarkı senin için lüzumsuz birisinin, kitap ise kavgamızın köşe taşlarından… Eski dilde başına “Hime" gelince “kalem oynatan" anlamına gelir soyadı. Yani senin anlayacağın dilde söyleyeceğim, Nazım Hikmet Ran‘ın kitabı.

Yüzyıllar sonra kuvars taşı en değerli taş olacak derler. Altından ve pırlantadan bile, düşünsene! Doğada çok fazla bulunduğu için, yakıt olarak kullanılabilecekmiş motor çağında. Demem o ki sana; bu kitap benim yüzyıllar sonra bile kuvars taşım!

Aklımdaki şarkı şimdi sustu. Ama bir kısmında diyordu ki; “gülüşlerinden anlamıştım, ilk görüşte işte dedim ‘aşk dedikleri bu olmalı’ " 

Hani öyle vakitler oluyor ki, bilmiyorum ifşa etsem mi ama böyle saçma sapan bir yerde o kadar naif bir şekilde delip geçiyor ki böyle şarkılar. Diyorum; ne gereği vardı şimdi? "Hurdalıktan iç döküntüleri" demiştim böyle yazılarıma… Hurdalık deşeleyicisiyim adeta.

Az önce bir fotoğraf gördüm. Telefon kulübesine “sevişmek için telefon kulübeleri" yazmış biri.
Ne güzel insanlar var değil mi? Turgut Uyar bilecek kadar güzel! İşte sanki o güzel adamların hepsi sensin. Bir direnişte en komik yazılamayı yazan sensin mesela. Veya en güzel direnen sensin. Yolda görüp de hiç tanımadan gülümsediğim insan sensin. Bir teyzeyi usulca karşıdan karşıya geçiren sensin. Sahi? Hem bu kadar yok olup, hem de bu kadar çok olan sen misin?


Az önce bir şiir gördüm. Murathan Mungan “anlatabilsem sende neler gördüğümü kimse inanmaz hayal derdi / bilselerdi sende neler gördüğümü, yıllarca hayal görmek isterlerdi" yazmış.

Ne güzel şiirler var değil mi? İşte o güzel şiirlerin hepsi de sensin. En güzel şiirlerin en beğendiğim satırı da sensin. Bak, evren yine benimle maytap geçiyor. Kafa radyomdaki şarkı ayrılıkla ilgiliydi, deri kaplı kitabı göğsüme basıp açtım şiir yine ayrılıkla ilgili. Diyor ki Ran “Bir Ayrılış Hikayesi" şiirinde; “sen yürümelisin yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak / sen yürümelisin, beni bırakarak…" Fazlası var, ama ben yazamam -sen oku. En güzel şiir okuyan da sensin çünkü.

Yüz yılar sonra kuvars taşı en değerli taş olacak derler. Altından, pırlantadan bile, düşünsene! Demem o ki sana; bendeki, sen kadar değerli!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder