Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Behzat Ç. - Seni Kalbime Gömdüm

Aslında bu blog’a tek bir giriş cümlesiyle başlayıp, o cümleyi aynı zamanda da bitiş cümlesi yapsam şu olurdu.

‘’Behzat Ç. İzlerken burnuma deri ceket kokusu geliyor’’

Evet, evet. O anı, Behzat’ı okadar yaşıyorum ki, resmen alıyorum o kokuyu. Film’i dün izledim. Şu ‘'görüntü kalitesi iğrençti, sesler rahatsız ediciydi, umduğum gibi değildi, olmamş bu olmamış’’ diyen tiplere anlam verememeyi bırak ikinci perdede bir kadın çocuğuyla birlikte çıkarken ‘’Ay bu ne küfür, çoluk çocukla izlemeye geliyoruz buraya.Olmadı yani!’ diyen teyzeye Cem Yılmazla cevap veriyorum.  ‘’Sen çocuğun potasyumunu koyma, kalsiyum eksik, bu çocuk olmuş mu?’’ 

Ayrıca bırak Behzat Amirimi, Harunu bi kenara; bu film sadece ‘Pembo’ ve ’Garboçov’ karakteri için bile izlenebilirdi.
‘’Sizin devletinizin de polisinizin de a*** k****!’’ repliğiyle Pembo'ya, ‘’ Bana niye bunu yapıyorsunuz? Ermeni miyim? Rum muyum? Kürt müyüm?’’ repliğiyle de Gorbaçov’a kocaman alkışlar iletiyorm.

‘’Son Harfiyat’’ kitabında ‘’kür…

Bir Şimal Akşamında.

Kafa yapıyordun bende, afyonum sendin.  Acılarımı kessin diye kullanmıştım oysa seni. Bir harpten daha yeni çıkmıştım, yaralarım vardı.  O yaraları dindir diye kullanmıştım. Bağımlılık yaptın işte! Oysa çok iyi bilirdim o kahpe Amerikanın tarihini.  Nasıl da hatırlayamadım ''tarih tekerrürdür'' sözünü. Tekerrür ediyordun bende, yaralarımda senin yanında laf-ı güzaf!
Sonra ''olmadı'' dedin. Evet olmazdı zaten. En basiti bizde ''domuz eti'' haramdı! Zaten düşlerimde ki adamı düşlerken en keskin yamaçtan düşmüştüm. Şimdi her kelamım kelepçe bileklerine! Her satırım kıvrılan bir yılan gibi sokmak istiyor yüreğini! Karşımdaki o kusursuz ''sen'' beli hançerli  İsaya dönüşüyorsun. İsminin baş harfi sivriliyor satırlarımdan, kanatıyor kalem tutan sağ elimi. Kızıl damlalar bırakıyorum bembeyaz sayfama.
Kanlı dudaklarının izi var hala boynumda, dudaklarımda! Ve her şimal akşamında ismin lanetliyor o yaraları ruh-i mücerret gibi fışkırıyor tüm kız…

Dünya Haritasında Küçük Bir Noktadan Sesleniyorum Size;

Alacakaranlık kuşağında el yordamıyla yürüyenlerdenim bende..
Kimi zaman ayağım takılır, tökezlerim lakin hiç düşmem. Düşüremezler beni..


Çünkü benim dolu dizgin inandığım sizin "ütopya" dediğiniz gerçeklerim var.
Çünkü benim arkama aldığım sizin isminden dahi korktuğunuz neferlerim var!


Bilirim ki bu kuşakta bana arkamdan ışık tutacaklar. Bir adım arkamda olup bana yol gösterecekler, ve onlar ki bu kainatta herkesin yanlış olan doğrularına inat benim yegane "doğrum" olup, bana "şah damarından daha yakın" olanlar olucak.


Onlar arkamdan zafer şarkıları söyleyip beni cesaretlendiricekler..
Ben koskoca dünya haritasının küçük bi noktasından attığım küçük bir narayla bu mücadele 
içinde hayatlarını büyük bi özveriyler ortaya koyanları aldım arkama!


Çünkü ölüler dirilerden çok daha canlı bu devirde..