27 Mart 2013 Çarşamba

Bülent Gardiyanoğlu'nun: "Farkındalık ve Mucizeler" Seminerinden...


Yaklaşık bir yıldır, arayış içersindeyim. "Ben kimim?"le başlayıp, "evren'e, kainat'a, yaratıcıya, bütün'e" doğru giden bir yolculuğa çıktım. Elbetteki kutsal bir ışığın beni çağırmasıyla değil, yeryüzü rehberlerim sayesinde oldu bu. Üniversite birinci sınıfta tanıştığım can arkadaşım Berkin ve annesi Gonce Teyzem sayesinde... Önce arkadaşımın annesiydi, daha sonra "teyze" demeye başladım, bu kelimenin içini doldurarak "kontenjandan yeğen" olmak isteyerek "teyze" demeye koyuldum ve şimdi de hem teyzem, hem de reiki master'ım-hocam... İyi ki var ki bugün benim mükemmel bir tecrübeye adım atmama vesile oldu.

Reiki'ye merak salmıştım. Ama bir türlü ilk adım enerjimi; Usui Reiki 1 enerjisini almam nasip olmadı. Hocam hep "ne zaman hazır hissedersen o zaman başlayacağız" derdi. Ben de tezcanlılığımdan olsa gerek ne zaman o öyle söylese, "ben hep hazırım, siz ne zaman isterseniz" derdim. Ama aklımda hep "önce bilinçaltımı temizlemeliyim" diye geçirirdim. Sanırım artık tamamen, tüm benliğimle ilk adım uyumlamama hazırım!

Geçen hafta, bana bir süprizleri olduğunu söylemişlerdi. Bu çarşamba için sözleştik ve beni Kuantum Düşünce Tekniği Uzmanı Bülent Gardiyanoğlu gibi bir hoca'nın Farkındalıklar ve Mucizeler seminerine götürdüler. Bostancı'ya... Henüz eve daha yeni geldim, saat 02.21. Aşırı yorgun olmama rağmen bir elimde seminerden kalma notlarım, aynı heyecanı taşırken üzerinden zaman geçirmeden semineri ve hissettiklerimi yazmak istedim.

Bülent Gardiyanoğlu Kıbrıs'lı bir adam, konuşmasına o Kıbrıs şivesinin samimiyeti de eklenince 5 saatlik seminer su gibi akıp geçti. 5 saat boyunca bir kere ara vermesine rağmen enerjisini hiç düşürmeden bizi yeniliklere ve güzelliklere sürükledi. Yaklasık 200-250 kişiyle 3 tane meditasyon yaptık;

-Çocukluğumuzu affetmek,
-Atalarımızdan gelen karmik bağlantıyı kesmek,
-Yemin iptal etmek.

İlk meditasyonum olduğu için, çocukluğumu affetmekte biraz zorlandım. Acemiliğimin yanına, çocukluğumla ilgili pek sorunlarım olmadığını düşünmem dolayısıyla da bu meditasyona kendimi pek fazla veremedim. Önce nefes çalışmasıyla başladık. "Derin nefes al ve nefes ver."

"Bir deniz kenarında yürümeye başladığını hayal et." dedi Gardiyanoğlu. Fakat yok.. Gözlerim kapalı. Hayal gücümde hiç bir yaşam belirtisi yok. "Kumların üzerinde yavaşca yürü ve ayaklarının altında kumların yumuşaklığını hisset" dedi... Gözümün önünde sadece mor bir ışık huzmesi... Hayal edemiyorum, imgeye nazaran tek bir kıpırtı yok. "Biraz ileride küçük bir çocuk var, ona yaklaş. Bu çocuk senin çocukluğun. Yıllardır unuttuğun küçük çocuk karşında. Onunla konuş ve ona "seni özledim" de. "Seni unuttum, beni affet. Bundan sonra senin yanındayım. Beni affet" de" diyor hoca. Kelimeleri tekrarlıyorum içimden ve yavaş yavaş bir şeyler canlandırabiliyorum ama hala kendimi tam verebilmiş değilim. Daha sonra ellerimizi ovuşturmamızı ve ısınınca sağ elimizi sol omuzumuza, sol elimizi sağ omuzumuza götürmemizi istedi. Kollarımız çapraz bir şekilde kendimize sarılmış olduk ve içimizdeki çocuğa sarıldığımızı düşünüp defalarca o çocuktan özür diledik, onu affettik ve ona onu sevdiğimizi söyledik. Gözlerimizi açtıktan sonra ayağa kalkmamızı istedi Gardiyanoğlu. Kalktık. Gözlerimizi tekrar kapatıp, içimize dönüp "çocukluğum beni affettin mi?" diye sorduk. Affettiyse ileriye, affetmediyse geriye doğru sallanacaktık. Gözlerimi kapatıp sorunca, önce başım dönüyor sanıp afalladım.Gözümü açtım kapadım korkuyla, tekrar sordum ve tekrar hareket ettim... Öne doğru gittiğimi hissediyordum ve gerçekten de gidiyordum. AFFEDİLDİM! diye sevinerek yerime oturdum. Yapamadığımı sanmıştım ama çocukluğuma gidip çocukluğumdan af dilemiştim ve kabul etmişti. Bu meditasyonu yazıp gururla bir tik koydum not defterime.

Atalarımızdan gelen karmik bağları kesme meditasyonuna sıra gelince "ağzımızdan çıkan her söz kontrattır." dedi hoca. Çok etkilendiğim bir hikaye anlattı. Bir kadın varmış, bir gün Bülent Gardiyanoğlundan randevu alıp yanına gitmiş ve dert yanmış. "Ah bu oğlum" demiş. Bir kadınla evlendi, gelinim çok kötü bir kadın... Gardiyanoğlu da, kötü ne demek diye zorlayınca kadın, "kötü kadın işte anlasanıza" demiş. "Neden böyle düşünüyorsunuz, kötü kadın ne demek?" diye diretmeye devam edince kadın sinirlenivermiş "aman işte, bir sürü adamla birlikte olmuş zamanında" demiş. Hoca da, "onun gözünden kendinize baktınız mı hiç, siz de bir adamla bütün ömrünüzü heba ettiniz o zaman?" diye kinayeyle lafı gediğine oturtmuş. Kadın zamanında çocukları çok küçükken onlara "evlenince mutlu olun da varsın çirkin olsun kadın" demiş. Ve bu karmik bağ tam da söylediği gibi olmuş. Çirkinlik illaki bedensel değildir. "Bak" demiş hoca. "Sen yapmışsın evladını bu halde belki oğlunun gözünde çok güzel birisidir o" demiş. "Evet, güzel olmaz mı allah var Rus kız çok güzel ama içi kötü işte" demiş. "Beni de zaten o böyle hasta etti. 'Sen bu kadını boşamazsan beni kanserden öldüreceksin' demiştim ona" demiş ve ağlamaya başlamış. Kadın meme kanseriymiş ve geçen sene hayatını kaybetmiş... Ağzımızdan çıkan kelimeler çok sakıncalı olabilir. Evren adeta bir mıknatıs edasıyla herşeyi çeker alır... Bir hikayesini daha buraya aktarmak istiyorum. Amerikada bir yaşam koçu arkadaşı varmış. Beyonce'un da yaşam koçuymuş. Adamın anlattığını aynen iletti bize Bülent Gardiyanoğlu bende buraya aynen öyle yazıyorum;
"Ben E serisi BMW'lere bayılıyorum. Üstü cam, bembeyaz bir BMW posteri aldım astım duvarıma. Her gün ona bakıp imgeleme yapıyordum. Onun otoparkta durduğunu imgeliyordum. Aylar sonra o araba o otaparkta vardı... Ama komşumun arabası olarak..." Evet, imgeleme iyi de olsa tam kodlanmayınca olur fakat evren böyle ikilemde kalır ve tam adrese teslim yapmaz. "O yüzden" diyor Gardiyanoğlu. "İmgeleme yaparken, bir ev diliyorsanız o evin tapusunda adınızın yazdığına kadar imgeleyin."

Arkalardan bir yerlerden "parayı kendimize nasıl çekeceğiz?" sorusu gelince, hoca "alırken sevdiğimiz parayı, verirken de sevgiyle verin. Para döngüdür ve akışkadır. Paranın sahibi değil, sadece kuryesiyiz. Ayrıca parayı zor günler için de biriktirmeyi. Hep iyilik, güzellik, tatiller, eğlenceler için biriktirmeye niyet edin. Zor günler için biriktirirseniz evren size o parayı harcayabilmek için zorluk getirir. Paranızı sevgi için de biriktirin..." dedi.

Yemin bozma meditasyonuna yine derin nefes alıp vermeyle başladık. "Gökyüzünü düşünün. Gökyüzünde özgürce kuşan bir kuşsunuz. En sevdiğiniz kuşu düşünün" diyince aklıma derhal Anka kuşu geldi. Ve kıpkırmızılığıyla kuşu hayal ettim. Masmavi bulutlarda kıp kırmızı bir kuştum! "Özgürce uçuyorsunuz, kanat çırpıyorsunuz, daha yükseklere..." dedi. "En sevdiklerinizi düşünün, geleceği... Sevdiğiniz insanlar yanınızda." diyince bir ev hayal ettim. Bahçesinde dikdörtgen uzunca bir masa var... Masanın başında babam, annem ve kız kardeşim... Buraya kadar herşey normal fakat bundan sonraki hayalim kendi akışında devam etti ve dizginleri kaptırdım. Birden o masaya iki çocuk eklendi. Biri benim kucağımda. Annemleri yaşlandırdım, kız kardeşimi büyüttüm. Yanıma eşimi oturttum... Çok net zıhnımde canlandırdığım bu sahne, arada bir kayboluyordu. Ve kaybetme korkum devreye giriyordu. Babamı kaybetme korkum... Hemen "iptal, sevgi, geri kayıt" diye toparlayıp babama sarıldığımı hayal ediyordum... Bir süre bununla boğuştum. Sonra herkesin el ele tutuşmasını istedi. Bir yanımda Berkin'in erkek kardeşi Barkın, bir yanımda da Berkin oturuyordu. Tuttum ellerini. Sıkı sıkı. Tüm geçmişten gelen hatırladığım, hatırlamadığım yeminlerimi iptal ettim. Ve bunu çok derin hissettim. Sonra, ellerimizi birbirine sürtüp ısınınca yüzümüze götürmemizi istedi. Ellerimi yanaklarıma koydum. "Bu, sizin en çok özlediğiniz kişinin elleri olduğunu düşünün" dedi. Afalladım. Aklıma önce eski hastalıklı aşkım geldi. "Ona 'seni özledim' diyin" dediği an o kişiyi kafamdan atmaya çalıştım. Hemen yerine yeni hoşlandığım kişiyi koydum. Onu düşününce bile derin hayallere girebiliyordum. Yüzümdeki sanki onun elleriydi ve ben ona "seni özledim" diyordum. Bir süre akışta kalıp bunu yaptım. Ara ara aklıma eski hoşlandığım adam geldi ve ekarte edip onu sadece "seni bağışlıyorum, seni serbest bırakıyorum, her neredeysen mutlu olmanı istiyorum ve çünkü ben olduğum yerde mutluyum" kısmına dahil ettim. Bu meditasyonun sonunda hem babamın ben henüz ortaokuldayken bana yarattığı bir karmayı temizledim. Hem farkında olmadan ettiğim yeminleri temizledim. Hem de eski dostlarımdan özür dileyip, eski aşklarımı serbest bıraktım ve oldukları yerde mutlu olmalarını seçtim...

Gardiyanoğlu, "hayatınızda bir ilişki istiyorsanız yüklerinizi bırakın, arının" demişti. Ben arındım... Yüklerim artık yok. Önce kendimi, sonra herkesi affettim. Her şeyi kabule geçtim ve olduğu gibi kabullendim. Atalarımdan gelen karmalarımı temizledim. Çocukluğumla barıştım! Yani, hem hayata gelmeden önceye gidip atalarımın bana yarattığı karmayı temizledim, hem çocukluğuma gelip çocukluğumla barıştım, hem de geleceğimizi etkiliyor olan yeminlerimi temizledim... Arınmak buydu işte!

Saat de 3:23 oldu. Yarın okul da var, ama bende müthiş bir dinçlik ve enerji de var. Hala o anki heyecanı içimde taşıyorum.
Önce beni yıllar sonra gerçek dost, kardeş parçam Berkin'le ve Teyzem, Masterım, Hocam Gonca Birtekcan'la tanıştıran yaratıcıya, daha sonra onların sayesinde gidebildiğim Farkındalık ve Mucizeler Semineri'nin hoca'sı Bülent Gardiyanoğlu'na ve son olarak özüme bunu deneyimlediği/kabul ettiği için çok teşekkür ediyorum...

Sevgiyle.

22 Mart 2013 Cuma

Kuzey Kore ve Nükleer Silahlanma; Kuzey Kore Nükleer Bir Güçtür.


                 Kuzey Kore. Resmi adı ile, Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyetidir. Kore, ikinci dünya savaşından sonra ülkeye Sovyetler Birliği ve ABD Silahlı Kuvettlerinin farklı yerlerde çıkartma yapması sonucunda Kuzey'in SSCB'ye uyup komünist rejimi benimsemesi Güney'in de ABD'ye uyup kapitalizmi benimsemesinin ardından Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye bölündü.
                Gelelim konumuz Kuzey Koreye; ülkenin kuzeyinde Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya bulunmasından dolayı Kuzey Kore bu ülkelere nazaran daha kapalı bir rejim benimser. Kore Halk Ordusu kara,deniz ve hava kuvvetleri ile birlikte 4.7 Milyon yedek askeri güce sahiptir. Hemen hemen her vatandaştan biri askari mevkide hizmet verir. Kuzey Kore teğit eilmiş raporlara göre biyolojik silah programına sahiptir. Ama bu kimyasal silah progaramı kadar derin ve kapsamlı değildir. Kuzey Kore ayrıca nükleer silah programında sahiptir.
               Peki neden ülkeler nükleer silaha yönelir?
               Bir süre önceye kadar sadece belirili ülkelerde ki bilim adamları sihirli formülü biliyordu.Fakat gizli ağlar sayesinde bu bilgiler git gi tüm dünyaya yayıldı.Parantez içi bir ayrıntı vermek gerekirse George Bush politikası bunda önemli bir rol oynadı.Düşman rejimleri yıkacağını ifade ederek Irak'a saldırması bir çok ülkenin nükleer silaha sarılmasını veya nükleer silah programını hızlandırmasına neden oldu.Silahlanmanın bu denli artmasına neden olan bir diğer unsur da Hindistan'dır.
               ABD ve Fransa nükleer silahsızlanma antlamasını imzalamayan ve atom bombası denemelerini gerçekleştirmiş olan Hindistan'a sivil nükleer yarımı sağladı.Bu da dünyanın geri kalanı için iyi bir örnek olmadı.
              Antlaşmayı daha önceden imzalayan Kuzey Kore 1993 yılında yaptıkları açıklamada nükleer silahların yayılmasını önleme antlaşmasından çekildiğini açıkladı. Daha sonra Kuzey Kore ve ABD 1994 yılında Piyongyang'ın nükleer silah programını dondurması karşılığında uluslararası yardım ile iki adet elektrik gücü sağlayan nükleer santralin inşa edilmesini ön gören bir antlaşma imzaladılar ve Kuzey Kore aldığı karardan geri adım attı. Fakat güç gösterisine devam eden Kuzey Kore, Japonyanın istediği herhangi bir şehrini ve bölgesini vurabilme kapasitesine sahip olduğunu kanıtlamak için Japonya üzerinden Pasifik Okyanusuna (yani karadan, denize) iki adet füzeyi ateşledi. Hal böyle olunca 1998 Kasım ayında ABD, Kuzey Korenin geliştirmekte olduğu şüpheli yer altı faaliyetlerle ilgili Kuzey Kore ile birlikte Piyongyang'da ilk üst düzey yuvarlak masa görüşmelerini gerçekleştirdi.
              Eski ABD Savunma Bakanı William Perry Kuzey Koreye resmi gezi düzenleyip ve silahsızlanma önerisinde bulunur. Karşılıklı süren antlaşmalar ve sözler sonunda Kuzey Kore denemelerini donduracağnın güvencesini verir. Bir nebze olsun rahatlayan ABD Başkanı Clinton ekonomik yaptırımları gevşettiğini açıklar. 2008 yılında ABD ile son bir antlaşma yapan Kuzey Kore ABD'nin yaptırımları kaldırmaması ve verdiği sözleri gerçekleştirmemesi sebebiyle nükleer çalışmalarına tekrar başladı ve 2009 Mayıs ayında yer altında başarılı bir nükleer deneme yaptığını açıkladı. Kuzey Kore'nin resmi haber ajansında yapılan duyuruda bunun ülkenin nükleer caydırıcılığını artırma yolunda önemli bir adım olduğunu bildirdi. Ayrıca bu duyuruda yaptıkları nükleer denemeyi meşrulaştırarak toprak bütünlüğünün, ülkenin, ulusun ve sosyalizmin korunmasını, barışın garanti altına alınmasını ve Kore yarımadası ile bölge güvenliğinin korunmasına katkı sağlayacağını da ileri sürdü. 
             Sarsıntıyı hisseden ve kendisini bir kere daha tehdit altında hisseden Güney Kore, BM Güvenlik Konseyine işaret ederek "uygun cevap kesinlikle verilecektir" demiştir. Fakat bunu dahi ciddiye almayan Kuzey Kore günümüzde de yeniden yer altında bir nükleer deneme yapmak için hazırlık yapmakta olduğunu belirtti. 
              Sonuç olarak Kuzey Kore nükleer politikası karşılıklı güvensizlik ve çatışmalar nükleer silahsızlanma arzusunu beslemektedir. Konumu itibariyle Güney Kore ve ABD tehditi altında bulunan Kuzey Kore sınırları ve rejimini korumak için tabiri caiz ise, haba altından nükleer silah göstermektedir.
              Kuzey Kore, günümüzde en fazla tartışma konusu olan ülkelerden biridir. Bunun sebebi de, Kuzey Kore'nin kendine has özellikleri ve politikalarından kaynaklanan bir durumdur. Güney Kore de "devletler tepişir çimler ezilir" sözünden feyz alarak Kore savaşında olduğu gibi yıkıcı bir ortam oluşmaması için BM'ye sığınmakla yetinir.
            Amacım tabi ki, kitle imha silahlarını ya da konvansiyonal olan slahları meşrulaştırmak ve nükleer silahlandırma yarışını desteklemek değil. Fakat tekrar tekrar belirtiyorum; Kuzey Kore bulunduğu coğrafi ortam dolayısı ile benimsediği rejim yüzünden kendisine bir türlü kalkan oluşturmak zorundadır. Bu noktada ABD baskısı ile Çin "dur" diyene kadar Kuzey Kore nükleer denemelerine devam edip gerilimi daha da artırabilir. Çin'in baskısı yoğunlaşınca da Kuzey Kore yeniden altılı müzakerelere (ABD, Japonya, Rusya,Çün, Güney Kore, Kuzey Kore) dönebilir ya da ABD ile ikili görüşme teklifinde bulunabilir. Ancak her halükarda sonuç değişmeyecektir;
Kuzey Kore nükleer bir güçtür. 

EbruBalar